Tecavüz engellendi… Sıra tecavüzcüde!

0
732

(Bu sabah hazırladığım bu yazıyı Baran Efe Talu’nun yazısını (*) okuduktan sonra yayınlamamaya karar vermiştim. O gerekeni çok daha güzel söylemişti çünkü. Sonra bu konuda ne söylense az ve her ne söylenmezse de suç olduğunu düşünüp göndermeye karar verdim…)

AKP tecavüze ve cinsel istismara yasallık kazandıracak olan yasayı kendi elleriyle çekmekle uzun zamandır ilk defa bir geri adım atmış oldu. Bir anlamda rahatladık diyebiliriz. Ancak unutulmaması gerekir ki, mücadele sırasında rahatlamak kadar büyük tehlike yoktur. Bugün geri çekilen bu yasa yarın başka bir formatta karşımıza çıkabilir ya da yasal düzenleme olmaksızın uygulamaya sokulabilir. Rehavete yer yoktur.

AKP’nin yasayı geri çekmesi öze ilişkin bir değişiklik değildir. Tecavüze yeltenirken birileri koşup gelince alelacele toparlanıp pantolonunu çeken, hiç bir şey olmamış gibi davranmaya çalışan bir adamın tavrıdır bu. O adamın vazgeçtiği şey, içinde birikmiş olan ahlaki düşkünlük değildir. Onun vazgeçtiği şey, uygun koşulları bulamadığı için ertelediği cürümdür. Sapık, tedavi edilmemiş sadece engellenmiştir. Bu nedenle uygun koşullar bir araya geldiğinde, bu tasarının yeniden meclis gündemine getirilmesi mümkün değil, kaçınılmazdır.

Bu kaçınılmazlığın birinci nedeni, bu tür skandalların neredeyse tamamının AKP örgütlenmesinin bel kemiğini oluşturan bir takım cemaat ve vakıfların yurt, kurs, okul vs. türünden yapılanmalardan çıkmasıdır. AKP’nin kendi kadrolarına yasal zırh oluşturması normalden öteye geçmiş bir zorunluluktur.

Bu yasayı AKP açısından gerekli kılan ikinci neden ise bu partinin üstlenmiş olduğu, Türkiye’yi 1923 öncesinin düzeyine indirebilme misyonudur. Bunun gerçekleşmesi için, kadının sosyal yaşamdan bütünüyle silinmesi, evden çıkmaktan dahi aciz bir düzeye indirilmesi, faşistler açısından gereklidir. Amaç, kadını terörize ederek toplumsal yaşamdan silmektir. Bunu Ortaçağ’da klisenin binlerce kadını yakmasına benzetmek mümkündür. Cadı avının açtığı yarayı, Avrupa kadını yirminci yüzyılda ancak sarabilmiştir.

Yasanın bir fikir olarak korkunçluğu oranında ona karşı oluşan direniş de muhteşemdir.

Direnişin boyutu görece küçük gibi görünse de, etkileri açısından düşünülenden çok daha büyüktür.

Olay göründüğünden daha büyüktür, çünkü bununla kadınlar meclise doldurduğu yeterli sayıda yandaş milletvekili sayesinde istediği her yasayı geçirebileceğini sanan diktatöre de diktatör yamaklarına da gereken yanıtı vermiş, onlara hazırladıkları yasa tasarısını kös kös geri çektirmiş ve yasama ile sokak arasında uçurum oluştuğunda son sözü sokağın söyleyeceğinin iyi bir örneğini vermiştir.

Olay göründüğünden daha büyüktür, çünkü bizlerin yıllarca propaganda yapsak sağlayamayacağımız bir uluslararası tepki, kendiliğinden oluşmuştur. Yasalaştırmaya çabaladıkları şey akla hayale sığmayacak türden bir ahlaksızlık, bir sapıklık örneğidir. Bu nedenle de Guardian’dan Deutsche Welle’ye kadar pek çok gazetede bu adamların sapık yasa tasarısına dair haberler çıkmış, tepkiler gösterilmiştir.

Olay göründüğünden çok daha büyüktür, çünkü bu olayda modern Türkiye kadını sadece kendisine düşman olan bir yönetime karşı değil, aynı zamanda kendisini hafife alan diğer kesimlere de gücünü göstermiştir. Hopa’da polisle göğüs göğüse çarpışan kadınlar, Türkiye’de kadının hiçbir mücadelesi olmadığını; elinde ne varsa kendisine Atatürk’ün hediye ettiğini tekrarlayan ve kendisinin dışında herkesi cahil diye niteleyen yarı aydın bir kesime de sağlam bir tokat atmıştır.

Olay göründüğünden çok daha büyüktür, çünkü kadınların yüzakı ile çıktıkları bu olay sırasında gözlerini KaçAk Saray’a dikip,  “Acaba Saray ne der?”, “Teşviklerimiz kesilir mi?” “Vergi kontrolörleri kapımıza gelir mi?” diye dizleri titreyen, iki laf etmekten korkan işveren örgütleri, Türkiye toprağından yetişmiş bir burjuva sınıfının bulunmadığını; sahip olduğu ne varsa kendisine devlet tarafından bağışlanmış asalak bir zümre bulunduğunu cümle aleme kanıtlamıştır.

* İlgili yazı: http://redaktif.org/2016/11/23/bunlar-cocuk-istismarindan-vazgecemez/

CEVAP VER