‘AKP’li protestocu’ olmanın dayanılmaz garipliği!

0
419

Seda Zobaroğlu

Sevgili Reis, değerli hanımefendi, ailesi, AKP’nin ileri gelen devlet büyükleri, hacılar, hocalar…

İnanın; şu son günlerde Hollanda ile yaşamış olduğumuz diplomatik kriz hepimizi derinden yaraladı. Hem krize karşı aldığımız tutum, hem gurbetçilerimizin türlü çeşitli protesto yöntemleri bizi bizden aldı. Konsolosluktan Hollanda bayrağını indirip yerine Türk Bayrağı asmalar, “görürsünüz gününüzü” demeler, ilişkileri bir türlü askıya alamamalar filan, evet’çisi, hayır’cısı; hepimizi çok üzdü . Hele hele kimi partililerinizin akla hayale gelmeyecek fikirlerle gerçekleştirdikleri protesto gösterilerinin özellikle sosyal medyada muhaliflerin alay konusu olması, bizi güldürmedi; fena halde düşündürdü,” ne olacak bu memleketin hali?” diyerek inanın!

EMPATİ İLE “EVET” TECRÜBESİ!
Bizim bu yaşananlara aklımızın sırrımızın ermesi inanın mümkün değil. Ağzımız beş karış açık hayretler içinde izliyoruz yaşananları. Fakat bu arada her şey eleştiri değil elbet. Bizler empati yapmayı da bilen insanlarız. Bu nedenle biz yarım günlüğüne de olsa “fanatik bir evetçi” olmanın tecrübesini yaşatmak istedik kendimize. Fikir benden çıktı, annem onayladı. Eğer bu yaptıklarımızı “milli iradeye” yakıştırıp onaylıyorsanız “evet” yazıp boşluk bile bırakmadan telefonuma yollayabilirsiniz…

PORTAKAL YOKTU, TEKBİRLERLE DOLMA SARDIK!
Dün anneme kahve içmeye gitmiştim. Bir yandan haberleri izliyor, bir yandan dolma sarma hazırlığı yapıyordu. Sizin elemanların Hollanda’yı protesto etmek için portakalları bıçaklayıp suyunu sıktıklarını görmüş. “Niye portakal sıkıyorlar bir fikrin var mı?” diye sordu. “Valla bilmiyorum herhalde sizin de suyunuzu çıkarır içeriz” demek istiyorlar diye cevap verdim. Annem kafasının karışıklığından kelli ‘fesuphanallah’ çekerken “Hep eleştiriyoruz, gel bu sefer biz de onlar gibi davranalım, bakalım nasıl olacak” diye sordum. Hiç tereddütsüz “iyi de evde portakal yok ki” dedi. “Yahu dedim, önemli olan niyet. Biz de ‘sizi dolma gibi sarar yeriz’ mesajı veririz. Tekbir de getiririz olmaz mı?”

“Niye olmasın olur tabii, hem biz kadınız. Cumhurbaşkanı demedi mi ‘kadınları insan yerine koyarsak her şey çözülür’ diye, ee?…” Sonunda anlaştık ve başladık protestoya…

Dolma düzeneğini TV’nin karşısına yerleştirdik. Bir pazı yaprağı, bir kıyma; Allaahükeber!

Bir lahana, bir zeytinyağlı dolma içi, Allaahüekber!

“Tekbir getirirken ahengi bozuyorsun, sürekli söyle” dedim.

“Dur yaa, dizime kramp girdi zaten, hem niye tekbir getiriyoruz anlamadım ki? Allah yücedir ama yurtdışında protesto yasağını 2008’de AKP getirmiş. Allah ne yapsın şimdi bunlara” dedi.

Yahu dedim sorgulama, dolmayı sar, tekbiri getir: “Kahrolsun Hollanda!”

“Bana gülme geliyor ama” dedi. “İdare et” dedim. Neyse işte bir şekilde, ite kaka ilk eylemi tamamladık!

LİMON BIÇAKLADIK, “KAHROLSUN HOLLANDA!”
Sonra annem “gel kalan lahanalardan da turşu yapalım, limon bıçaklar suyunu sıkarız, hem daha gerçekçi olur” dedi. Sektirmedim tabii. Bastım lahanaya tuzu limonu; Allaaahüekber! Koyduk havuçları sarmısağı, “Kahrolsun Hollanda!” İkinci etap da böyle tamamlandı!

İLİŞKİLERİ ASKIYA ALDIK
Sonra sıra, vatandaş bazında ekonomik yaptırım ve ilişkileri askıya almaya gelmişti. Zamanında Hollanda’dan aldığım bir güneş gözlüğüm vardı. Hemen onu getirdim. Odanın ortasında ayaklarımızla kırdık, parçim pinçik ettik; Kahrolsun Hollanda, Allahüekber! Ardından bizim mahallede Hollanda’dan gelmiş bir komşu var, onu aradım. Hemen Reisin yaptığı tehditler döküldü dilimden: “Seninle olan ilişkimizi askıya alacağız ama sabırla” dedim. “Yahu ne diyorsun bir filmin içine mi düştüm” diye soracak oldu, yapıştırdım cevabı verdim ayarı; “Senin her tarafın AB üyesi olsa kaç yazar!” Mosmor olduğunu telefondan bile hissedebiliyordum. Bu da üçüncü etaptı.

HOLLANDALILAR’I MÜFREDATTAN ÇIKARDIK!
Sırada bayrak yakma işi vardı fakat bizde Hollanda bayrağı yoktu tabii. Düşündük taşındık; evdeki bütün Hollandalı sanatçıların kitaplarını yakmaya karar verdik. Annem, “İyi oldu o Van Gogh’a, kızıl kafalı komünist suratlı!” dedi. Bu arada bütün Hollandalılar’ın eserlerini müfredattan çıkardım. Ders almaya gelen öğrencilerime onların işlerini göstermeyeceğim bundan kelli. Tıpkı hükümetimizin Fazıl Say’a yaptığı gibi. Fakat bu arada Van Gogh’du, Karel Apple’dı, Allahüekber derken yanlışlıkla Fransız heykeltıraş Rodin’in kitabını da yakmışım. Çok da para vermiştim yazık oldu aslında ama “o kadar kusur kadı protestocusunda da olur” dedim; kahrolsun Avrupa neticede, Allahüekber!

Yaa işte böyle Reis, değerli hanımefendi, ailesi, AKP’nin ileri gelen devlet büyükleri, hacılar hocalar… Size uyum sağlamaya kalkışınca böyle olaylar cereyan ediyor bizim tarafta. Tıpkı sizde olduğu gibi. Şimdi tekrar soruyorum; eğer bu yaptıklarımız “milli irade” mantığınıza uyuyorsa “evet” yazıp boşluk bile bırakmadan telefonuma yollayın. “Evet”i basmazsam, ben de Seda değilim.

Saygılar, hürmetler, Allahüekber…

CEVAP VER