Moralimizi bozamazsın ‘Reisçi’, HAYIRcıyız!

0
337

Sonu en başından belli, türlü sahtekarlıklar içinde yapılan en dandik seçim öncesi bile bir “havalara” girerim ben…

Sanki bütün bir ülkenin kaderi benim vereceğim tek bir oya bağlıymış gibi bir “şımarık” ruh haline sokarım kendimi. Amacım “kötünün iyisine” boyun eğmek değil, gıcık olduğuma karşı çıkmanın verdiği mutluluğu yaşamaktır an için bile olsa. Çünkü benim -bizim- mutsuzluğumdan beslenen bir kafanın manasız bir “coşku” içinde iyi niyetli neşemi bozmasına müsaade etmek istemem kendi çapımda. “Hayt huyt, bastım oyumu, bozdum oyunu, hobareeey” diye zıplayarak dolaşırım ortalıkta: “Var mı bana yan bakan?!” Çok iyi gelir ruhuma…

He şimdi “aman dolaştın da ne oldu, kurtulabildik mi AKP’den?” diye sorabilirsiniz. Ben de size “en azından yerelde hiç kaybetmedim” diye cevap verebilirim. Yok merak etmeyin delirmedim. Fakat sizler Tayyip’in o son derece “etkileyici karizmasına” inanıyorsunuz da bu fakir Seda’nın veya kendi “neşenizin etkisine” niye inanmıyorsunuz ben de bunu anlamıyorum.

Ben olumlu düşüncenin etkisini bilirim arkadaş! Cesaretin, mutluluğun, neşenin, coşkunun büyüyerek çoğaldığını. Ve aynı şekilde kötü düşüncelerin de.  Şimdi baktım bu “evetçi” tayfa yine moralimizi bozmaya çalışıyor; delirdim tabii. Neymiş: “Nasılsa evet çıkacakmış, bunlar bir sahtekarlık yapıp yine kazanırmış,  yok kararsızlar belirleyecekmiş seçim sonucunu da” bilmem ne!  Yapma yaa, yemezler!

Hal böyle olunca seçim öncesi “şımarıklık” sürecimi öne aldım. Bıraktım hayırcı’ya yapılan tehdidi, çıktım sokağa tekrar! Bütün enerjimle, neşemle, umudumla. Hani beni görseniz sanki Tayyip, benim de arkamda kütleler, kalabalıklar… Nasıl havalıyım sormayın gitsin. Yok tabii öyle bir şey hayal kuruyorum. I have a dream ulan! (Zaten keyifçinin tekiyim, memlekete gelsin huzur, paso dinlenirim, kıyamam kendime!) Tamam, bundan önce hepimiz yaptık biliyorum ama esas zamanı şimdi! “Hayırlı günleeerr, hayırlı akşamlaar, hayırlı işleeeer…” demenin.

-Abi nassın?

-Şöyle böyle…

-Hayırlısı olsun be abii…

Bütün esnafa, komşuya, tanıdığa, tanımadığa, ona buna şuna! Evet pankartının altından geçmek zorunda kalırken Binali amcaya, Reis’e: HAYIR!

Şimdi belki diyeceksiniz ki “biz bunları zaten yaptık, kime neyi anlatıyorsun?!”

Demeyin arkadaşlar!

Biz erken başladık, kimimizin erkenden morali bozuldu, sıkıldı, geri çekildi. Ama şunu bilelim ki aktif olarak HAYIR için mücadele eden insanlar büyük baskı, zulüm ve tehdit altında. Hani bazı yerlerde HAYIR’cılar az gibi görünüyorsa az olduğundan, korktuğundan değil, var olma çabası içinde olduğundan, daha çok HAYIR diyebilme fırsatını elinden kaçırmak istemediğinden.

Bir evetçi’ye tüm enerjimizle “hayırlı günleeeer” dediğimizde bizim değil onların siniri bozuluyor. Bir hayırcı’ya dediğimizde morali yükseliyor, yürüyüşü değişiyor, inanın bu enerji kartopu misali çoğalıyor.

Kimseye burada geyik patlatmıyorum. Meditasyon yapalım astral yolculuğa çıkalım da demiyorum. Fakat sümsük sümsük, baştan kaybetmiş, kafası yerde “Hayır” diyerek hiçbir yere varamayacağımızı söylemeye çalışıyorum. Hangi mücadele inanç , kendine güven, coşku olmadan kazanılmış, hangi devrim başarıya ulaşmış soruyorum!

Enerjimizin, inancımızın, referanduma doğru daha da güç kazanması gerektiğini düşünüyorum.  Ayrıca biraz iddialı olacak belki ama Cumhurbaşkanlığı referandumunda kaybettiğimiz kardeşliğimizi, arkadaşlığımızı,  bir nebze de olsa Başkanlık referandumu sonrası kazanacağımıza inanıyorum. Kazanamasak bile en azından hatırlayacağımıza!

Neticede ben toplu olarak yaptığımız mücadele bir yana, bütün “şımarıklığımla” çarşı-pazar dolaşmaya devam edeceğim. Önüme gelen herkese “hayırlı her şeyler” dilemeye devam edeceğim. “Benim moralim bozulacağına onlarınki bozulsun” diyeceğim sonuna kadar! Enerjimi, neşemi, kazanma inancımı bu “kahkaha düşmanı” üç tane portakal sıkıcısına teslim etmeyeceğim! Ayaktayım, beklerim.

Biz kazanacağız: HAYIR!

ÖNEMLİ NOT: Bu yalan dünyada Allah muhafaza mesela bir kansere yakalansanız, dünyanın bir numaralı bilim insanı olsa size yapacağı tedaviyi açıklar ama hemen ardından “moral her şeydir, sakın moralinizi bozmayın” der. Çünkü bilir; inanmayan kaybeder! Bunu da unutmayalım, sevgiler…

CEVAP VER